adalet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adalet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2012 Perşembe

MASKARALIK


Kaçırmayın…
Koşun…
Koşarken sormalı:
“Niye koşuyoruz?…”
“Darbe yapmışlar…”
*
32 sene öncenin hesabını, 32 sene sonra sorduklarına göre; demek ki darbeye 32 sene sonra kızdılar…
*
Dün 12 Eylül mahkemesinin önünde toplanıp da “adil yargı”, “hukuk”, “insan hakları”isteyenlerin görkemli sayısı, 12 Eylül’ü aratmayan Silivri’nin önünde hiçbir zaman görülmedi…
Demek ki “adalet” duyguları da 32 sene sonra geliyor…
O zaman bugünün hesabını da 32 sene sonra anca soracaklar…
*
Bugün iktidarın Meclis’te orantısız güç sağladığı “yüzde 10 barajı” yerli yerinde duruyor…
12 Eylül darbesinin ürünü…
İsmi değiştirilerek “özel mahkemeler” duruyor…
12 Eylül’ün ürünü…
“Dokunulmazlıklar” duruyor…
12 Eylül’ün ürünü…
Koşun:

“Niye bu tarafa doğru koşuyoruz?..”
“Kaçmasınlar…”
İkisi de hasta ve yürüyemiyor…
Yani uçak versen kaçmaya, binemezler…
*
TBMM, 12 Eylül’de kapatıldı diye, müdahil…
Hükümet, kapatıldı diye müdahil…
Siyasi partiler, kapatıldılar diye müdahil…
Sorsanız ya; şu anda neye göre açıklar?..
12 Eylül Anayasası’na göre…
İzan 32 sene sonra bile gelmiyor…
*
Cumhuriyeti yıkıyorlar şu an…
Laikliği savunan başta Genelkurmay Başkanı hapiste, şeyh imam okulda derse başladı önceki gün itibarıyla…
Kimsenin sesi çıkmıyor…
Herkes sindi…
Korkudan…
Ama televizyonlar, gazeteler 12 Eylül’e horozlananlarla, küfür edenlerle, hesap soranlarla dolu sabah akşam…
Yiğitlikleri de tuttu…
32 yıl sonra…
*
Bir gün bu günlerden utanacak olsalar bile…
Demek 32 yıl ister…


Bekir Coşkun

14 Ocak 2012 Cumartesi

Kıssadan Hisse "Adalet"

Bir gün Musa (as) ibadetini bitirdikten sonra bir ağacın altına oturur.
Hemen yakınındaki çeşmeyi seyrederken atlı bir savaşçının çeşmeye geldiğini görür. savaşçı su içmek için eğildiğinde boynundaki altın kesesi ıslanmasın diye çıkarır çeşme başına bırakır.suyunu içtikten sonra altın kesesini unutur ve yoluna devem eder, hemen arkasından hoplaya zıplaya bir çocuk gelir, tam su içecekken altın kesesini fark eder ve hiç düşünmeden alır ve uzaklaşır.
Çocuğun arkasından çok yaşlı bir ihtiyar inleyerek su içmeye gelir.
Bu arada altın kesesini su başında unutan savaşçı keseyi almak için çeşmeye doğru yaklaşır. Fakat çeşme başında hiç bir şey bulamaz. Yanındaki yaşlı adamın boğazına sarılır ve altın kesesini vermesini ister ihtiyar ne kadar ben almadım dese de savaşçıyı ikna edemez.
İyice sinirlenen savaşçı kılıcını çeker ve yaşlı adamı oracıkta öldürür. Olan biteni gören Musa (as)
”Ey Rabbim bu nasıl bir adalettir?”der, “Ben hiç bir şey bilmiyorum. Senin işine sual olmaz ama ben anlamadım” der.
Bu isyana benzer açıklıkta ki sözlere karşılık Rab şöyle seslenir;
”Ey Musa ben sana benim işlerimi anlayacak kadar akıl vermedim ki sen benim hakkımda yorum yapıyorsun. Ama kalbinin yatışması için gerçek şudur. Savaşçı o küçük çocuğun babasının malını yağmalamıştı. Ölen ihtiyar ise gençliğinde çok güçlü bir adamdı ama bir hiç uğruna bir köylüyü öldürmüştü. O ihtiyarı öldüren savaşçı işte o köylünün oğludur. Ey benim gafil kulum şimdi tövbe et çünkü benim adaletim işte bu kadar açıktır..”