şike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Şampiyon Galatasaray,İkinci Aziz Yıldırım ve Yıldırım Demirören..



Türkiyede normal ligi birinci sırada tamamlamayı garantileyen Galatasaray'ın şampiyonluğu üzerine bir yazı yazmak isterdim ama bundan daha mühim konularda yazmak farz olmuştu..

Fenerbahçe'ye ve Türk Futboluna Yakışmayan İki İsim

Şükrü Saraçoğlu Stadı 
Futbolun temelde bir oyun olduğunu ve oyunların insanları eğlendirmek, kaynaştırmak, birleştirmek için dizayn edilmiş sosyal aktiviteler olduğunu malesef ki konu futbol olunca unutuveriyoruz. Futbolu bir ölüm kalım meselesine,uğrunda kavga edilecek bir konu haline ve hatta bir cinayet sebebi haline bile getirebiliyoruz.
Bu sadece bizim ülkemize has bir durum değil elbette. Bu sosyologların araştırması gereken bir problem olmakla beraber bu sorunu çözmesi gerekenlerden birisi de futbolun başındaki isimler yani federasyon yöneticileri ve kulüp başkanlarıdır. Bu isimlere bağlı olarak çalışan teknik direktörler  ve futbolcular da konuyla direkt ilgilidir.Futbol fanatikleri bu kişilerin ağızlarından çıkan her kelimeye derin anlamlar yüklüyorlar. Örneğin kaybedilen bir maçtan sonra bir yöneticinin karşı takımı ve ya hakemleri suçlayıcı bir demeci taraftarın gözünde o hakemi veya takım oyuncusunu bir düşman haline getirerek kitlesel hakaretlere uğramasına ve tehdit edilmesine dahi yol açabiliyor.Bu ve benzeri örnekler çoğaldıkça fanatiklerin birbirine duyduğu kin ve nefret de misliyle artarak devam ediyor.
Vahşi kapitalizmin bir oyun değil de endüstri olarak gördüğü futbol içerisine ekilen bu kötü tohumların meyvelerini de kitlesel terör eylemlerini aratmayacak sahnelerle stad yakma, birbirine taş ve sopalarla saldırma, bıçaklama, linç gibi maç öncesi ve sonrası olaylarda görmekteyiz. "Gerilim artarsa, heyecan da artar, heyecan artarsa maça ilgi de artar, bu da daha fazla bilet satışı,daha fazla reklam, daha fazla yayın geliri olarak bize geri döner" şeklinde hesaplar yapanlar sadece futbol endüstrisinin başındaki sermayedarlar değil aynı zamanda bu endüstrinin çarklarını oluşturan külüp yöneticileri, federasyon idarecileri ve bunların güdümündeki teknik direktör ve futbolculardır.

Bu kişilerin ne kadar etkili ve güçlü olduklarını yol açtıkları futbol terörü ne kadar acı ve vahim sonuçlar doğurursa doğursun bu kişilerin hiçbirşekilde ceza ve yaptırıma maruz kalmadıklarından ve koltuklarını terk etmediklerinden de anlayabiliriz.
Türkiye'deki futbol holiganlığının doruk noktası belki de Galatasaray - Fenerbahçe rekabetidir. Ülkenin en çok taraftara sahip olan bu iki köklü kulübü arasındaki rekabetin benzerlerini yurt dışında da görmekteyiz.Bir İspanya'daki Barcelona Real Madrid, Almanya'daki Bayern Münich Dortmund ve futbolun beşiği dediğimiz İngiltere'deki Manchester United Arsenal rekabeti bu örneklerden bazılarıdır. Bizim ülkemizden farklı olarak bu ülkelerdeki holiganlık ve futbol terörünün sebebi futbol yöneticileri,teknik direktörler ve ya hakemler değil taraftarın bizzat kendisidir. Özellikle İngiliz Holiganizminin bir numaralı sorumlusu taraftarın maç öncesi ve sonrasında tükettiği aşırı alkol olarak gösterilebilir. Ve bu ülkelerde fair-play ahlakına aykırı tutum ve yorumlarda bulunan futbol aktörleri ağır şekilde cezalandırıldığı gibi kaybeden takımın kazananı sahasında alkışlama geleneği gibi son derece futbol ruhunu yansıtan örnekleri de sık sık görüyoruz. Önceki yıllarda şampiyonluğu garantileyerek rakip takımın sahasına maç yapmaya giden Manchester United, Chelsea, Arsenal gibi takımlar rakipleri tarafından alkışlanarak tebrik edilmiş ve centilmenlik örneği gösterilmiştir.

Kadıköy
Bunun aksine bizim ülkemizdeki örnekler ise Galatasaray'ın 2011-2012 sezonu sonunda Fenerbahçe stadında kazandığı şampiyonluk maçı sonrası çıkan saha ve saha dışı olaylar, rakibini alkışlamayı bırakın şampiyonluk kupasının dahi verilmesini engellemek adına stadın ışıklarının söndürülmesi ve Galatasaray'ın şampiyonluk kupasını karanlıkta kaldırması ve sonrasında Fenerbahçe taraftarının stadı yakmaya çalışması ve stad çevresindeki benzin istasyonu tahrip etme, polis aracı yakmaya varacak kadar vahim ve üzücü olayların yaşanması tarihe kara bir leke olara geçmiştir. Daha evvelki yıllarda ise yine bir kupa finalinde kaybeden taraf olan Fenerbahçe'nin rakibinin kupa seramonisi sırasında dahi sahaya çıkmayarak adeta rakibinin kupa almasını protesto etmesi gibi centilmenlik ve ahlak dışı örnekler oldukça çoğaltılabilir ve hepsinin ortak noktasında tek bir isim yatmaktadır : AZİZ YILDIRIM.

Burada sorulacak soru şudur: Tüm bu futbol fanatizmi ve terörünün arkasındaki şey sadece futbolu para olarak gören sermayedarlar mı, yoksa futbolu kişisel egolarını tatmin etmek için kullanan bazı hasta ruhlu kişiler ve bu kişileri koruyup kollayan makam mevki sahibi kişilerin gayri ahlaki tavır ve davranışları mı?
3 Temmuz 2011'de başlayan ve ülkemizde birçok kesim tarafından futbolun temizlenmesi olarak algılanan "şike süreci" sonuçları itibariyle gelinen noktada ülkede hemen hiçbirşeyin değişmediği, ve değişmemesi için herşeyin yapıldığı aşikardır. Şike davasında suçlu bulunan ve mahkeme tarafından cezalandırılan birçok isim ve en başta Aziz Yıldırım eski görevlerine büyük bir yüzsüzlükle halen devam etmektedir. Bu anlaşılabilir, kabul edilebilir bir durum değildir. Şike davasında yargılanmış olan ve bazı yöneticileri ceza almış olan; yöneticiliği sırasında kulübü mali açıdan adeta batırdığı tescillenen ve son kongrede mali açıdan dahi ibra edilmeyen Beşiktaş'ın eski başkanı Yıldırım Demirören'in Türk futbolunu kurtarmak adına Türkiye Futbol Federasyonunun başkanlığına getirilmesi  başlı başına ülke futbolunun nasıl bir bataklık içinde olduğunu, ve olmaya devam ettiğini göstermektedir.Bu kişinin başında bulunduğu PFDK, ve Tahkim kurulunun skandal kararlarına hele hiç değimmiyorum işin içinden çıkamayız..

Karanlıkta Kupa Töreni
Yine hemen her açıklamasında, her basın toplantısında birileri ,birşeyleri üstü kapalı olarak suçlayan,kazansın kaybetsin her maçtan sonra taraftarı manipüle eden açıklamalara imza atan Aykut Kocaman'da bu kaos ortamının mimarlarından birisidir. Ülkenin içinden geçtiği ve neredeyse bütün soru işaretlerinin üzerinde yoğunlaştığı kulüp olan Fenerbahçe'nin teknik direktörü olarak yaptığı açıklamada "Galatasaray'ın saha içinde ve dışında bu şampiyonluğu vereceğini zannetmiyorum" demeci, yine Benfica ile oynanacak yarı final ikinci maçı öncesi verdiği "kaybedersek rakibimizi alkışlarız" çıkışının sonrasında matematiksel olarak şampiyonluğu kaybettikleri İBB maçı sonrası "Galatasaray'ı Kadıköy'de alkışlamayacağız" demeci birbiriyle tamamen zıt ve bu kişinin ne kadar artniyetli ve insanları provoke etmeyi amaçlayan, barış kardeşlik ve fair play ruhuyla asla bağdaşmayan açıklamalarına bazı örneklerdir.
Şampiyon Galatasaray
Sonuç itibariyle Türkiye'de futbolun neden olduğu terörizm ve holiganlığın sebebi taraftarın kendisi değil, taraftarı birbirine düşüren, futbolun ruhundan, barıştan,kardeşlikten, fair-playden haberi dahi olmayan, tamamen kişisel çıkar ve egolarını tatmin etmek adına milyonları yönlendirmekten çekinmeyen bu kişilerin varlığı devam ettikçe  Türk futbolunun iyi bir yere gelmesi de mümkün gözükmemektedir.
Kişisel başarılarını başkalarını tehdit ederek, şike yaparak, gayri ahlaki davranarak kazanan, kişisel başarısızlıklarını ise başkalarına çamur atarak,başkalarını hedef gösterek, camiaları suçlayarak tehdit ederek örtbas etmeye çalışan,mesub oldukları camialara ve makamlara asla yakışmayan bu kişilerin ülke futbolundan elini çektiği, Şampiyonluğu garantileyen takımın, rakibinin sahasında kafasına su şişesi değil de konfeti yağdığı ve alkışlandığı bir sahneyi Türk futbolunda görmek umuduyla hoşçakalın.

@OffluHoca


24 Nisan 2013 Çarşamba

'İnsanda utanma olur!'

Hıncal Uluç, Aykut Kocaman'ı çok sert bir dille eleştirdi.

Usta kalem Hıncal Uluç haftanın spor olaylarını değerlendirirken Aykut Kocaman ile ilgili çok çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte Uluç'un Sabah Gazetesi'ndeki o ifadeleri:

"Çok ayıp etti ve suç işledi bana sorarsan... Ayıp ve suç! 'Kendisini savunacağım' diye koskoca bir Kadıköy semtini tehlikeye attı. Geçen sene Saracoğlu Stadı'nda olanları herkes biliyor, herkes seyretti ve de Bağdat Caddesi'nde olanları... Kızıltoprak'taki benzinci havaya uçuyordu ramak kaldı, oradaki otomobili yaktılar. Böyle bir fanatik holigan kitlesini tahrik etmenin alemi yok. "Ben biliyorum da söylemiyorum" dünyanın en çirkin lafı... Ahlak açısından daha çirkin bir laf yok. Bir şeyi biliyorsan erkekçe söylersin ya da susarsın. 'Biliyorum ama söylemiyorum' ya bir şantajdır ya bir tahriktir. Bunların ikisi de Türk Ceza Kanunu'na göre suçtur. Sporda Şiddet Yasası'nı söylemiyorum bile... Kitleleri tahrik ve kitlelere şantaj suçtur. Kadıköy'de savcı varsa bu konuşmanın bandını istetir ve gerekli açıklamayı yapar. Türkiye'nin şu kritik günlerinde böyle bir Fenerbahçe-Galatasaray maçının zeminini hazırlamak suç... Aykut lafının nereden neredeye gittiğini bilmiyor.

Tamamen kendi kendisini savunmak için ortaya atılmış bir laf bu. Ama nereye gittiğini düşünmüyor bile... Kimleri tahrik edebileceğini düşünmüyor. Yani şu PFDK'nın verdiği kararlara bak son zamanlarda... Şu Tahkim'in verdiği karalara bak. LİG TV'nin yayınlarına bak!

ADI ŞİKEYLE ANILMADI!

Fatih Terim'in önünde bir hakem 45 dakikanın 40 dakikasında dururken, bir kamera Fatih Terim'e özel çevrilmiş dururken, kaç kere gördünüz Aykut'u, maç boyunca kaç kere gördünüz Aykut'u televizyonda? Bir kere dördüncü hakemle kapıştı onu da 3 saniyede geçtiler! Orada ne oldu ne bittiğini fark edemedik. Bütün medya gücü Fenerbahçe'nin elinde, bütün federasyon kurulları, Tahkim Kurulları, PFDK'sı ve hakemleri Fenerbahçe'nin elinde buna rağmen, "Galatasaray'ı dışarıda yenmek zor" diyor. İnsanda bir utanma olur! 3 Temmuz'dan bu yana ülkede kopan şikelerin içinde adı anılmayan bir tane kulüp var; Galatasaray. Aykut'un itham ettiği kulüp o kulüp. Varsa bildiği gitsin savcılığa itham etsin. Fenerbahçe için verilmiş mahkumiyet kararı var Türkiye'de, Yargıtay'da bekliyor, Fenerbahçe için verilmiş mahkumiyet kararı var UEFA'da, Şampiyonlar Ligi'nden ihraç edildi. Fenerbahçe için yüzlerce sayfalık dosya UEFA'da hala okunuyor. Sen bütün bu ortamın içinde olacaksın ve ortamın dışında hiç bu işlere karışmadığı her şeyle sabit bir kulübü itham edeceksin! Niye? Saracoğlu'ndaki maçtan sonra ortalık yansın, yıkılsın. Bu çok ayıp, bu korkunç bir şey..."

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Şike Mike Derken Neler Oluyor?Kim Kimi Şikiyor?

Muhterem Cemaat, aslında bu konuda tekrar yazmak istemiyordum fakat bazı gelişmeler o kadar abesle iştigal teşkil ediyor ki görmezden gelmek imkânsız oldu. Yazmak farz oldu. Evet, malumunuz "ŞİKE" konusundan bahsediyorum. Konu gündeme geldiği pazar gününden beri hakkında yapılmayan komplo teorisi kalmadı gibi. Yandaş medya olayı "Ergenekon ve Balyoz" soruşturmalarına bağlamayı tercih etti malumunuz uçan kuşu oraya bağlıyorlar zaten sürpriz değildi ve muhalif kesimler ise şike davasını tutup "cemaat operasyonları" konusuna bağladılar. Ki bu da çok tesadüf değil, muhalif kesim de yandaşlardan eksik kalmıyor alakası olan olmayan her konuyu cemaate bağlıyor. Fenerbahçe medyası ( ki bu medya hiç de azımsanmayacak bir çaptadır ) olayı toptan reddediyor ve henüz nereye bağlayacaklarını bilemiyor ama sadece reddediyor ve anlamsız bir şekilde bu sorunların mümessili olanların üzerine gitmiyor aksine onların arkasında durarak bir duruş sergilendiğini zannediyorlar.

Bütün buraya kadar olanlar klasik Türkiye gerçekleri olmuş. Ben size bir başka klasik gerçeği daha hatırlatmak isterim ki bu şike rüzgârının arkasından aslında çok şiddetli fırtınalar dönüyor ülkenin üzerinde fakat kimsenin ruhu duymuyor. Neden derseniz zaten bu şike rüzgârı diğer fırtınaları gizlemek gizlemek adına estiriliyor. Sonucunda ne gerçek suçlular cezalandırılacak, ne de Türk sporu kurtulacak, temizlenecek. Bütün tantana üç beş tane garibanın başına yıkılacak ve konu kapanacak. Düzen eski düzen devam edecek. Sadece başroller değişecek, oyuncu değişiklikleri olacak, isimler değişecek. Diyeceksiniz ki "işte cemaate yakın isimler gelecek o mevkilere!" Efendim cemaate yakın isimlerin bir yerlere gelmesi için böyle yaygaralar, tantanalar kopmasına gerek yok ki, onlar zaten usul usul, her yere ebola virüsü gibi yayılmamışlarımıydı. Zaten şuanda iddia edildiği gibi Fenerbahçe "kurtarılmış kulüp" müydü? Fenerbahçe’nin şuan ki yönetim ve kadrolarında zaten cemaatin izi, etkisi yok muydu da bu olayı cemaatin operasyonuna yoruyorsunuz? Cevap elbette evet.
Peki, rüzgârın arkasında gizledikleri fırtınanın ismi nedir? Tek bir isim yok, birden çok isim var. Bir taşla iki değil üç dört beş kuş vuruluyor artık günümüz siyaset arenasında.



1-Deniz Feneri davası tekrar görülmeye başlandı, ya da devam ediliyor. Dava sanıklarından Zahid Akman ve tayfası gözaltına alındı ve ŞAK dakka bir gol bir YAYIN YASAĞI KONDU!!!Millete istedikleri tiyatroyu izletiyorlar istemediklerini yasaklıyorlar.Mübarek RTÜK sanki efendiler. Millet şike izlesin sabah akşam, perde arkasında Keriz Feneri Aklama Operasyonu devam etsin.Tıpkı Madımak ,Hizbullah,İsmailAğa cemaati davalarındaki AKlamalar gibi, bunu da tek tek ince ince aklayacaklar!!!

2-BDP-Öcalan-AKP üçgeninde söz aponun tehditlerinden, akp-apo görüşmelerinden döndü dolaştı aponun "tamam artık yemin edebilirsiniz ben istediğimi aldım" noktasına geldi. Ve demokratik hareket(!) BDP yemin etme icazeti aldı. Bugün yatın yemin ederler artık. Peki, neydi bu icazetin çıkmasındaki sebep? AKP apoya ne önerdi de apo yemin izni verdi müritlerine?
Özetle akp apoya özerklik konusunda bir dünya taviz daha verdi ve olurunu aldı.
3-Peki akpnin" kuyruğuna basılmış it " gibi yana yakıla apoyla görüşüp icazet çıkarması ve yemin konusunda BDPyi ikna edip meclise getirmesindeki sebep ne idi?
Hani gelseler de gelmeseler de meclis yürürdü?
Hani onlar olsa da olmasa da akp yoluna devam ederdi?
Hani CHP’YE "tükürdüğünü yalayacaklar" tarzındaki sözüm ona "gider" yapmış ve aslında hiç umursamadığı mesajını vermişti RTE?
Peki, ne oldu da ekranlarda başka, masa başında bambaşka bir tablo çizdi yemin konusunda?
İşin aslı şudur muhterem cemaat, AKP aslında CHP ve BDP nin yemin etmemesinden çok ağır rahatsızlık ve endişe duyuyor. Çünkü akpnin seçim sonrası planında bu hiç yoktu. CHP’nin yemin etmemesini hiç ama hiç hesap etmemişlerdi. O yüzden ilk başta umursamaz tavır takındılar, sonra şantaja varan açıklamalarla CHP üzerinde "baskı" oluşturmaya çalıştılar. CHP'yi her yönden sıkıştırdılar. RTE nin" tükürdüklerini yalayacaklar " lafı aslında CHP yemin etmesin değil etsin diye söylenmiş bir sözdü, bir psikolojik baskıydı. Çünkü AKP ARA SEÇİM İSTEMİYOR. Ara seçim AKP’nin bütün planlarını bozacak ve suya düşürecek. Öyle ki şuan akp olası bir araseçimde CHP’nin karlı çıkacağını bildiği için "CHP araseçime girerse ancak 50 milletvekili çıkaracak oy alabilir" gibi bir saçmalığı dahi öne sürecek kadar korkuyor.! RTE günden güne renkten renge giriyor. Bir gün hiddetli, diğer gün ılımlı, hangi tondan konuşacağına karar veremiyor çünkü CHP'nin yemin etmemesi RTE'nin bütün kimyasını BOZDU! CHP yemin etmeme kararını sonuna kadar sürdürüp akpnin bu bitap halinden faydalanmalıdır ama bu noktada da Akpnin CHP’nin iç siyasetine BAYKAL ve SAV yoluyla çomak sokması devreye giriyor ve Kılıçdaroğlu’nu bir türlü rahat bırakmıyorlar. Şu ana kadar Kılıçdaroğlu iyi direndi ve yemin eylemini iyi sürdürdü. Fakat bundan sonra daha ne kadar dayanır ve akp'nin bu zayıflığını görüp ne kadar lehine çevirebilir orasını zaman gösterecek.
Bütün bu gelişmelerin haricinde bugün bir anti parantez olarak Libya seferinden dönen başvezir Davudoğlu ağzındaki diğer baklayı da çıkardı ve dedi ki " KIBRISI BİRLEŞTİRELİM BİRLEŞİK KIBRIS OLARAK ABNİN KUCAĞINA OTURTALIM"
Buyurun burdan yakın muhterem cemaat...
Algılarınız açık olsun offludan ayrılmayın..

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Bunları hiç duydunuz mu ? İşte Şike Depreminin gölgesinde bırakılan önemli gündem maddeleri



Bunları hiç duydunuz mu ? İşte Şike Depreminin gölgesinde bırakılan önemli gündem maddeleri :

---Birkaç ay önce Libya lideri KADDAFİ'den "İnsan Hakları Ödülü" Alan padişahımız tayyip hazretleri, geçenlerde sessiz sedasız baş veziri Davudoğlunu libyaya göndererek Kaddafi'yi tanımadığını, onun yerine "neidüğü belirsiz bir grup atanmışları" RESMEN TANIDIĞINI ve bununla da kalmayıp daha önceden yaptığı 100 milyon doların üstüne birde 200 milyon dolar daha maddi yardım yapmayı taahhüt ettiğini bildirdi. Hemde şakşaklar altında. Tükürdüğünü yalayan, yaladığına tüküren kimmiş muhterem cemaat ? X bir millet gelse doğuda isyan başlatan kürtleri resmen tanıdığını ilan etse ve onlara maddi manevi her türlü desteği sunsa bunun adına ne denir muhterem cemaatı müslümin, bunu bir düşünmeniz gerekiyor!

---Yeni bakanlar kurulu açıklandı.Geçmişte hiç hoş olmayan olaylara karışmış bazı isimlerin ( örnek vermek gerekirse Arena Stadı açılışındaki olayların ardından bütün bir Galatasaray camiasına küfüre varan hakaretler yağdırma cüretini gösteren Suat Kılıç,olayların başlamasına sebep olan ve yine hakaret eden Erdoğan Bayraktar, kömür madeninde ihmaller sonucu ölen insanlar hakkında "güzel öldüler" gibi son derece gayri ciddi ve manidar kelimeler kullanmış ve hakkında intihal yapmaktan YÖK üyeliğinden atılan bir Ömer Dinçer gibi ) BAKAN olarak atanması gerçekten SKANDALdır.
---Bir diğer gündem maddesi ise asıl başladığı yer olan Almanya ayağındaki dava yıllar önce biten fakat Türkiye ayağı her ne hikmetse bir türlü ilerletilmeyen Deniz Feneri eV davasının (yargının tamamen ele geçirilmesinden sonra) görülmesine devam edilmesi ve Zahid Akman dahil kanal 7 yöneticilerinin gözaltına alınması.
---Balyoz Davası adı altında TSKya yapılan tasfiye hareketinin YAŞ ile çakışması sonrasında geçen sene yapılan terfi DONDURMA operasyonunun bu sefer kökünden EMEKLİ ETME şeklinde bağlanması ve olayın üzerinin kapatılması (e ne de olsa yargı ele geçti bir kere tutabilene aşkolsun)
----Son dönemde tekrar başlayan terörist saldırıların arkasından Hakkari'de 2 askerimizin daha sivil halde sokak ortasında başlarına kurşun sıkılarak öldürülmesi (medyada hiç duydunuz yada gördünüz mü?)
---Belki tarihi öneme sahip belki en önemli gündem maddelerinden birisi ise meclisi boykot eden BDPnin gidip Diyarbakır'da yerel meclis-özerk meclis olarak tanımlanabilecek bir yapıyı harekete geçirmesidir. Özerklik-Bölünme yolunda bir başka hayati adımı daha başarıyla ve kimseye çaktırmadan atmışlardır. (duydunuz mu?)
---ÖSYMnin yeni bir skandalı daha KPDS sınavında ortaya çıktı. Yine şifre,yine kişiye özel kitapçık skandalı yani yine binlerce yüzbinlerce gencin hakkı çalındı,yine kendi adamlarını istedikleri üniversitelere yerleştirme operasyonu tereyağından kıl çeker gibi tamamlandı.Devamını KPSSde kesinlikle bekliyoruz .. Haydi şimdi başınızı hangi taşa vurursanız vurun... Bunun yanında ÖSYMnin başka bir SKANDAL kararı ise artık sınavlarda TÜRBANLI fotoğrafın serbest bırakılması oldu.(peki bunu hiç medyada duydunuz mu?)
---Erdoğanın yeğeninin 50 kilogram esrarla yakalandıktan sonra "ben içiciyim" diyerek serbest bırakılmasından hiç bahsetmiyorum zaten bunların arasında sonlarda kalır önem açısından (bunu medyada duydunuz mu?)