28 Mart 2012 Çarşamba

Cemaatler Arası Kuran Meali Savaşı




Mealini söyle, sana cemaatini söyleyeyim. Durum bu hale geldi. Cemaatler arasında meal savaşı var. İşte ilginç tablo.
Newsweek Türkiye dergisi yine ilginç bir habere imza attı. Cemaatler arası meal savaşı başlıklı haberde hangi cemaatin hangi meali okuduğu ve meal çevrilerinde yapılan hatalar ayrıntılarıyla anlatılıyor.

İstanbul Fatih’te bir apartmanın zemin katı. Kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün mescidi burası. Cübbeli Ahmet, kürsüde kendine has üslubuyla vaaz ederken cemaatin iyi tanıdığı bir ismi sert sözlerle eleştiriyor. Bu kişinin düşüncelerinin “sapkın ve tehlikeli olduğunu” belirtip insanları uyarıyor.

Kavganın nedeni bir meal

Her hafta dozajı artan kavganın ardında AKABE Grubu’nun lideri Mustafa İslamoğlu’nun yazdığı bir Kur’an meali var.

İsmailağa cemaatinin veliaht lideri Cübbeli, İslamoğlu’nun “Hayat Kitabı Kur’an/Gerekçeli Meal” kitabıyla “İslam ve Müslümanlar’a büyük zarar verdiğini söylerken, tarikat mensupları onun melun (Allah tarafından lanetlenmiş) olduğunu savunuyor. Bu üslupta olmasa da İslamoğlu gibi meal yazarlarına ilahiyatçıların tepkisi de büyük.

Mealini söyle, cemaatini söyleyeyim!

Aslında meal tartışmaları 1970’lerden beri yapılıyor fakat bugün farklı ve daha sarsıcı bir kavga söz konusu. İlahiyatçılara göre Türkiye’de her cemaat kendine has bir meal oluşturmaya başladı.

İslam bilginlerine göre İslam’ın ilk kaynağı tartışmasız Kur’an-ı Kerim. Ardından sünnet, icma ve kıyas geliyor. Meal, Kur’an’ın birebir Türkçe açıklaması anlamına geliyor. Ancak Türkçe meal, Kur’an olarak kabul edilmiyor. Müfessirler, mealin hiçbir zaman Kur’an yerine geçmeyeceğinde hemfikir. Kur’an ilk ve en önemli kaynak olduğu için onunla ilgili her çalışma İslam dünyasında büyük yankı buluyor.

50 yılda 115 meal

Kesin olmayan bilgilere göre Türkiye’de son 50 yılda 115 farklı kişi, 115 farklı meal kaleme aldı ve piyasaya sürdü.

65 dilde ise 2 bin 672 adet basılmış Kur’ân-ı Kerim tercümesi var. Sırasıyla Farsça, Türkçe ve Urduca tercümeler, tespiti yapılan tercümelerin yaklaşık yüzde 95’ini oluşturuyor. Bu oran Türkçe meal çalışmalarının ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

Hangi meal ne kadar sattı?

Uzun süredir piyasada olan Elmalılı Hamdi Yazır ve Ömer Nasuhi Bilmen’in mealleri, birer milyondan fazla sattı. Yarım milyonu deviren meallerin sayısı da azımsanamaz. İşaret Yayınları’nın bir yetkilisi, Muhammed Esed’in “Kur'an Mesajı” mealinin 500 binden çok sattığını söylüyor.

Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an-ı Kerim Meali (Türkçe çeviri)” kitabı 150 baskı yaptı. Bu da 500 bin civarında bir satışa tekabül ediyor. Prof. Suat Yıldırım ve Prof. Süleyman Ateş’in mealleri de çok satanlardan. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından çıkarılan “Kur’an-ı Kerim Meali” ve yine Diyanet tarafından bastırılan Prof. Dr. Halil Altuntaş ile Dr. Muzaffer Şahin imzalı aynı adlı eser de çok satanların başında.

Tahminen Türkiye’de yılda 650 - 700 bin adet meal okuyucuyla buluşuyor. Cep, orta, büyük boyları bulunan bu meallerin fiyatlarının 25 ila 100 lira arasında değiştiğini söylersek işin ticari boyutu ortaya çıkmış olur. Bunun yanında, her cemaat ve dinî hareketin kendine ait bir meale sahip olma isteği de piyasada çok sayıda farklı mealin bulunmasında önemli bir faktör.

Hangi grup hangi meali okuyor?

Fethullah Gülen Grubu: Prof. Suat Yıldırım’ın “Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali” ile Ali Ünal'ın “Allah Kelamı Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali.”

Süleymancılar: Kur’an-ı Arapçası’ndan okuyorlar. Meal olaraksa Hasan Basri Çantay ve Elmalılı Hamdi Yazar’ınkiler gibi klasikleri tercih ediyorlar.

İsmailağa Tarikatı: Son yıllara kadar Hasan Tahsin Feyizli’nin “Feyzul Furkan”ını okurlardı. Ancak şimdi kendi tarikatlarında öne çıkan kişilerin oluşturduğu bir komisyonun yazdığı “Ruhu-l Furkan” isimli meali okuyorlar. Hem tarikatın lideri Mahmut Ustaosmanoğlu hem de veliahtı Cübbeli Ahmet, bu meali alıp okumaları gerektiğini tavsiye ediyor.

Erenköy Cemaati ya da Altınolukçular: Prof. Hamdi Döndüren’in “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali.”

Milli Görüşçüler: Necmettin Erbakan’la birlikte Saadet Partisi Başkanı Prof. Numan Kurtulmuş’un temsil ettiği bu hareket Kur’an öğrenmeyi, meal ve tefsir takip etmeyi teşvik ediyor. Mahmut Toptaş, Ali Bulaç ve İhsan Eliaçık’ın meallerini okuyorlar.

Nesil Grubu: Nurcu hareketin önemli kollarından. Said Nursi’nin Risale-i Nur’u onlar için başucu kitabı ve aynı zamanda Kur’an tefsiri. Yine de mealsiz değiller. İhsan Atasoy, Ümit Şimşek, Mehmet Paksu ve Cemal Uşsal tarafından kaleme alınan “Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali”ni dikkate alıyorlar.

Menzil Tarikatı: Adıyaman merkezli grubun müritleri daha çok şeyhlerinin ağzından çıkan sözü dikkate alıyor. Onlar da tıpkı Süleymancılar gibi klasikleri tercih ediyor.

İskenderpaşa Tarikatı: Prof. Esat Çoşan’ın vefatından sonra zayıflayan ve Hakyol olarak da bilinen grubun okuduğu meal, Feyizli’nin “Feyzul Furkan”ı.

AKABE Grubu: Hilal TV kurulduktan sonra popülaritesi arttı. 2008’in ortalarına kadar kendi mealleri yoktu. Daha sonra liderleri İslamoğlu’nun yazdığı, “Hayat Kitabı” müritlerin başucu meali oldu.

Bağımsızlar: Sayıları giderek artıyor. Her meselenin tartışılmasından yanalar. Bağımsız ve eleştirel gözle bakan entelektüellerin kaleme aldığı eserleri okuyorlar. Ali Bulaç, İhsan Eliaçık, Doç. Mustafa Öztürk ve Ahmet Tekin’inkiler gibi.

Akademisyenler: Herhangi bir cemaat ve tarikat üyesiyseler önce bunların dikkate aldığı mealleri okuyorlar. Değillerse genelde Türkiye Diyanet Vakfı meali ile Muhammed Esed’in “Kur’an Mesajı’nı” takip ediyorlar.

Sosyete: Kastımız, İslami sonradan öğrenmeye yönelenler. Sayıları çok değil. Genelde Yaşar Nuri Öztürk, Süleyman Ateş ve Elmalılı Hamdi Yazır’ı tercih ediyorlar.

Pek çok meal hatalarla dolu

İlahiyatçılara göre, Muhammed Esed’in mealinin çok kötü bir kopyası olarak değerlendirilen İslamoğlu’nun meali gibi piyasadaki pek çok meal hatalarla dolu. Örneğin “takva” sözcüğü İslami literatüre göre “korunmak” demek. Üstelik bu tabir Kur’an-ı Kerim’de 274 yerde geçiyor. Ancak birçok mealde, takva tabiri “korkmak, çekinmek ve sakınmak” anlamında kullanılmış. İlahiyatçı yazar Ahmet Tekin, “Takva eğer korku manasında ele alınırsa İslam eşittir korku dini olur” diyor. Tekin’e göre, Diyanet’in mealinde bile 380 grup hata var. Kendisi de bir meal yazarı olan Doç. Mustafa Öztürk başka bir örnek veriyor. Ona göre Necim süresi 7. ve 9. ayetleri Cebrail ile Peygamber arasındaki iletişimi anlatıyor. Ancak birçok meal yazarı Cebrail yerine Allah’ın Muhammed ile görüştüğünü yazıyor. “Ayette, ‘O en yüksek ufukta idi’ olarak anlatılan kişi Cebrail’dir” diyor Öztürk.

İlahiyatçı yazar Ali Eren, Türkiye’de mealcilik yapanların vahim hataları nedeniyle İslam’ın en temel esaslarının bile tartışmalı hale geldiğini savunuyor. “Kimisi Kur’an’da başörtüsü yok’, kimisi var diyor. Kimi meal yazarları, ‘Kur’an’da kurban yoktur’ derken, bunun aksini savunan çok kişi mevcut” diyen Eren, Prof. Öztürk ile Prof. Ateş’in meallerine atıfta bulunuyor. Her iki yazarın meallerinde “Kur’an’da başörtüsü yoktur” manası çıkıyor. Konuyla ilgili konuştuğumuz Ateş, Kur’an’da kadınlara yabancı erkeklerin bulunduğu ortamda ziynetlerini örtmelerinin emredildiğini, bunun da bir örtüyle gerdanlarını örtmek şeklinde olduğu düşüncesinde ısrarlı. Mealdeki hatalara en bariz örnek olarak Abese Suresi’nin 1. ile 6. ayetlerindeki ifadeler gösteriliyor. Burada Peygamber, Mekke’nin ileri gelenleriyle görüşme halindeyken âmâ bir vatandaş gelip bir şey sormak istiyor. Ancak Peygamber o âmâ vatandaşı dinlemeyip yüzünü ekşiterek sırtını dönüyor. Mustafa İslamoğlu ile Ali Ünal’ın meallerinde âmâya sırtını dönen kişinin peygamber değil zengin Mekkeli müşrikler olduğu ileri sürülüyor. Oysa Mustafa Öztürk ve Ahmet Tekin’e göre bu yanlış; Allah, Peygamber’in şahsında engelli insanlara yanlış tutum takınacak insanları uyarıyor. Kaldı ki sonraki ayetlerde Peygamber, Allah tarafından uyarılıyor.

İlahiyat Profesörü Hayri Kırbaşoğlu, “meallerdeki zorlama çeviriler, gereksiz-uygunsuz ifadeler, yanlış hükümler ve yetersizlikler saymakla bitmez” diyor. “Kendi anladığı şeyi Kur’an’a söyletmek” düşüncesiyle hareket eden bazı kişilerin meşhur olmak ve para kazanmak amacıyla en kolay yol olarak meal yazdıklarını savunan Kırbaşoğlu, dini kalitenin yükseltilmesi gerektiği görüşünde. Dr. Sifil ise tartışmanın tekrar başlamasına neden olan İslamoğlu’nun mealinin ilk 60 âyetindeki hataların bile 24 sayfa tuttuğunu söyleyerek Kur’an’a saygı gösterilmesini istiyor. Cübbeli taraftarları ve Furkan dergisince “melun” ilan edilen İslamoğlu ise susmayı tercih ederken piyasadaki meali onun yerine konuşuyor. Meal son zamanların en çok satanı.

Kaynak

Newsweek - Sayı 36
Adem Demir - 28 Haziran 2009

27 Mart 2012 Salı

Yeni Başlayanlar İçin 10 Soruda Emperyalizmi Anlama Kılavuzu


Atatürk Kimdir?

Türk Milletinin Ulu Önderi,Kurtuluş Savaşı'nın Başkumandanı Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu veTürk Devrimlerinin dahi yaratıcısıdır.

Atatürk ne yapmıştır?

Emperyalist devletlerin parçalayıp yutmaya çalıştığı "Hasta Adam" Osmanlının küllerinden yepyeni bir devlet kurmayı başarmıştır.Ve bu devleti çeşitli devrimlerle kısa zamanda inanılmaz bir seviyeye getirerek tüm dünyanın takdirini ve saygınlığını kazandırmış,sömürülen birçok millete örnek teşkil etmiştir.Emperyalizme karşı tarihteki en büyük zaferi kazanmıştır.Öyle bir zafer ki emperyalist devletlerin liderleri dahi kendisine şapka çıkarmış,yüksek karakteri dehası ve vatanseverliği karşısında saygıyla eğilmek zorunda kalmışlardır.

Emperyalist Devlet nedir?

Emperyalist devlet, hakim devlettir,silah zoruyla veya kültürel yozlaşmayla,içten çökertme yoluyla işgal eder,sömürür,kendi  ideolojisini dikte eder,yerel kültürü asimile eder,yokeder.Bugün emperyalizmin en büyük silahı Televizyon ve Medyadır.


Hangi Emperyalist Devletler?

İngiltere,Fransa,İtalya ve bugün ABD ve AB

Atatürk Emperyalizmi Nasıl Yendi?


Kişisel dehası ve silah arkadaşlarının yardımıyla bir millet bilinci yaratarak halkı etrafında toplayıp,organize edip hiçkimseye boyun eğmeyerek, “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek yendi.Bu zaferini Cumhuriyeti ilan ederek taçlandırdı.

Atatürk’ü Kim Neden Sevmez?

Atatürk’ü Emperyalist devletlerin maşaları,uzantıları,beslemeleri sevmez.Halkları bilinçlendirmiş,halklara birlik olup sömürüye karşı galip gelmeyi öğretmiş Atatürk,Che gibi devrimciler emperyalistlerin baş düşmanıdır.Her fırsatta sömürüye karşı koyan bu insanları kötüler,onlara her şekilde hakaret eder,aşağılamaya çalışırlar..Ellerinden gelse bu devrimcileri "Şeytan" ilan ederler.



Kimdir Bu Maşalar,Uzantılar?

Bu maşalar emperyalist devletlerin hakim oldukları ya da olmak istedikleri ülkelerde çeşitli yollarla satın alıp kulandıkları ajanlar,gazeteciler,yazarlar,politikacılar,sermayedarlar kimi zamansa hacılar hocalar türünde halkın yumuşak karnı dinle vurmaya çalışan kısaca işbirlikçi ve hainlerdir.Evinizi soymaya gelen hırsıza içeriden kapıyı açan kişilerdir.Emperyalizmin savaşarak elde edemeyeceği ülkeleri içeriden zayıflatma,çökertme ve hakim olma siyasetinin piyonları,uşaklarıdır.

Bu Hainler Ne Yapar?

Bu işbirlikçi ve hainler kendilerini halka alim,bilmiş,lider,yurtsever,vatansever gibi tanıtırlar.Emperyalizm bunları sürekli parlatır,arkadan itekler,önemli konumlara yükseltir ki her ne pahasına olursa olsun emperyalizmin çıkarları doğrultusunda gitsinler ve sahiplerinin emirlerini uygulasınlar.Asla emperyalizme ters düşmezler,ters düştükleri durumlarda ise ya artık kullanım süreleri dolmuştur ya da ortada bir blöf sözkonusudur.Bu hainler kendi ülkesinin emperyalizm tarafından ele geçirilip,bölünüp sömürülmesine zemin hazırlamakla mükellef kişilerdir.Bu hainler ülkeyi ellerinden geldiği kadar zayıflatır,yıpratır.Yoktan sorun yaratır, var olan sorunları ise daha da deşerek kangren halini almasını sağlarlar.Sürekli yalan söyler,halkı zehirlerler.Her fırsatta emperyalizmi över ve emperyalizme karşı gelenleri şiddetle kötülerler.O ülkede ne kadar ikilik yaratabilirlerse,o ülkeyi birarada tutan değerlere ne kadar saldırabilirlerse o kadar başarılı sayılırlar ve emperyalist devletlerce ödüllendirilirler.


Bu Emperyalizm'den nasıl korunuruz?

Milli değerlerimize,köklerimize ne kadar bağlı kalırsak, Ulu önderimizin başlattığı ve gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesine çıkma yolunda onu ve kazanımlarını inkar etmeden aşağılamadan, yok saymadan üzerine koyarak ilerleyerek korunur ve gelişiriz.Emperyalizmin ve maşalarının tüm oyunlarına ve çabalarına ramen biz bu ülkenin kuruluşundaki şuur, milli bilinç ve etnik köken,dil,din,ırk ayırdetmeksizin tek bir Millet olma duygusunu ne kadar yakalayabilir ve devam ettirebilirsek kendimizi korumuş ve geleceğimizi teminat altına almış oluruz.

Emperyalizm Kazanırsa Ne Olur?

Emperyalizm kazanırsa bugüne kadarki tüm kazanımlarımız,insanca yaşama adına sahip olduğumuz herşey tek tek bizden alınır.Tarihimiz,kültürümüz,dinimiz,dilimiz yeraltı yerüstü kaynaklarımız kısaca bütün değerlerimiz çalınır,asimile edilerek,soykırımlara uğratılarak emperyal devletlerin kölesi durumuna getiriliriz.Buna en güzel örneği dünyanın en zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmasına ramen yüzyıllardır emperyalist sömürüden kurtulamayan belini doğrultamayan bir gram ekmeğe bir damla suya bile muhtaç,cahil bırakılan hergün binlercesi katledilen ,köleleştirilen Afrika milletleridir.

@OffluHoca

16 Mart 2012 Cuma

Ahmet Necdet Sezer Neden Sevilmedi?






   Batının yüksek liyakat nişanlarına,cesaret madalyalarına,liderlik ödüllerine boğduğu Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan bu kadar sevilirken eski cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer neden bu kadar sevilmedi anlatayım.

Saat,Halı,Kilim,Kalem seti
Gümüş tepsi,Takı,Şifoniyer,Kaftan
Vazo,Madalyon,Heykel,Biblo,Tablo

Hepsini bırakmış Ahmet Necdet Sezer...
Kendisine verilen 1243 parça hediyenin, 1243'ünü de
bırakmış... Götürmemiş.
Bu benim cumhurbaşkanım olamaz...

Zaten, kırmızı ışıkta durmasından belliydi...
Kimse durmuyor ki, o niye duruyor?İsveç mi burası?

Bakıyorum gazetelere...
94 parça gümüş,22 vazo,9 takı,
27 hatıra para,4 tabanca,
83 parça değerli süs eşyası,
55 tablo,86 porselen,
7 madalyon,4 saat...
İnsanın içi gidiyor!
Al, götür di mi... Bırakmış, gidiyor.

Üstelik, liste eksik...
Kendisine tahsis edilen "kafana göre harca" denilen
ödeneği de harcamadı.
Hediyeleri bıraktığı gibi... Papelleri de bıraktı.
46 trilyon liracık! Ye, yemedi... Gez, gezmedi.
O zaman bırak biz yiyelim...
Ona da izin vermedi. "Yetim hakkıdır" dedi, görevi
boyunca tasarruf ettiği 46 trilyonu, Maliye'ye iade etti...
Kemal Abi'ye.

Çocukları hálá memur...
First Lady desen... Bi Atıl Kutoğlu'nu bile tanımıyor...
Belediyeler, bizim paramızla simitçilere Cemil
İpekçi'den köstüm hazırlattı; o hálá kendi cebinden giyiniyor.

Aşçıyı, garsonu azalttı.
"Suyla çalışmıyor bunlar" dedi, 14 makam aracını geri
verdi.
Okluk'taki yazlık köşke hiç gitmedi.
Oğlunu evlendirdi, elektrik parasına kadar cebinden
ödedi.
Eşi düştü, bileğini kırdı; hastaneye sivil araçla götürdü,
röntgen için kuyruğa girdi, sıra bekledi.
Annesi vefat etti, gene sivil plakayla gitti; flap flap flap,
fors yapmadı...
Resmi yemekler hariç, kimseye davet vermedi.
Mutfakta yerli ürün kullandırttı.
Şatafattan uzak durdu.

Yeminini tuttu...
Hukuku üstün kıldı.
E haliyle... Sevilmedi.
Sevilmez.