direniş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
direniş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2013 Perşembe

Bu direnişin lideri kim?

"bu direnişin lideri kim?
bunu bulmaya çalışıyorlar.
adını bir koyabilseler rahatlayacaklar.
öyle ya, kendilerini yöneten birileri vardı. liderleri ne derse o. bir sözüyle milyon (koyunu) sokağa dökerim diyordu...
bir örgüt bir lider olmalıydı.
Ergenekon Silivri’de. bir zamanların lider gazetecileri, bilim adamları, asker ve subayları Silivri’de.
CHP’ye attılar suçu, kimse yemedi.
sonra "bir kaç çapulcu" dediler, dediklerine pişman oldular.
evet ÇAPULCULAR.

bu yazı iktidara ve yardımcı olmak için hazırlandı.
ihanet ediyorum ve direnişin liderini açıklıyorum;
 kardeşlerimden özür dilerim.

bdp başkanı Selahattin Demirtaş dedi ki "bizim tabanımız ne yaptığını bilir, ırkçılarla, ulusalcılarla beraber eylem yapmaz." dedi ve sıyrıldı olaydan... iyi ki de sıyrılmış. Şimdi bir yerlerde ağlıyordur kahrından.

desteğe herkesten önce İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder geldi. partisinden bağımsız bir birey olarak. kepçenin önünde durdu, yerlerde sürüklendi.
bu direnişin lideri odur.

*

bahçeli "polisi suçlamayın" falan filan diye geveledi. mhp’nin kuruluşunun hesabını yapıyordu.
bu esnada gezi parkı’nda direnen ülkücüler namaz kılarken, direnişin geri kalanı onları polisten koruyordu.
bu direnişin lideri onlardır.

*

kılıçdaroğlu cumartesi günü yapacağı parti mitingini iptal etti; milletvekilleriyle birlikte bayraksız, rozetsiz gezi parkına direnişe katıldılar. "biz bu eyleme parti olarak değil birey olarak katılıyoruz, bu örgütsüz bir eylemdir" dedi.
bu direnişin lideridirler.

gümüşsuyu askeri hastanesi’nde bir er gördük.
polis mezaliminden yürüyecek hali kalmayan direnişçilere gaz maskesi dağıtıyordu,
ve aynı erler polisin, tomanın dönmesi için açılmasını istedikleri hastane kapısını açmıyorlardı.
bu direnişin lideri onlardır.
ve direniş askeridir.

*

Mersin, İzmir, Ankara, Ordu, Antalya, Eskişehir, Kayseri, Gaziantep, Londra, Berlin, Teksas, Seattle, Toronto, Bern, Canberra, Manisa, Amasya,  New York, Atina, Moskova, Milano… hemen her şehirde, her sokakta, her sıçan deliğinde:
"her yer taksim, her yer direniş" diyenleri gördük.
direnişin baş müsebbibidirler.

*

insanları boğulmaya terk eden 
rixos’u, güllüoğlu’nu, ttnet’i, burger king’i,starbucks’ı, alkım kitapevi’ni gördük. ama onlar bizi bir daha dükkanlarının içinde göremeyecekler.

ve mado’yu gördük, bizlere su bile vermeyen ama polise çay servisi yapan mado’yu.

hürriyet’i, milliyet’i, sabah‘ı, cnntürk’ü, ntv’yi, habertürk’ü gördük; "nasıl haber kanalı olunmaz nasıl gazete olunmaz’ın kitabını yazdılar.

ve 
Halk TV’yi, Ulusal KanalıSözcü Gazetesi’ni gördük. İmkânsızlıklar içinde "haber vermeye" çalıştılar.
bu direnişin lideri onlardır.

Okan Bayülgen’i, Mehmet Ali Alabora’yı, Erdal Beşikçioğlu’nu, Halit Ergenç’i ve daha nicelerini yanımızda gördük.
bir daha bu sistemden iş alabilir miyiz diye düşünmediler.
gaz maskelerini taktılar; ve maske, onların gerçek kimliğini saklamak şöyle dursun, iyice ortaya çıkardı;
ünlü değil, halk oldular.
bu direnişin lideri onlardır.

*
bir TV kanalının yarışma programında az da olsa sorduğu sorular ve cevapları ile bihaber Türkiye’ye olan biteni duyurmaya çalışan Ali Ihsan Varol.
bu direnişin lideri odur.
*
provokatörleri gördük:
"direnişçiler başörtülü katılımcılara saldırıp dövüyorlar" diyorlardı.
ilk cevap "devrimci Müslümanlar"dan geldi: "polis dışında kimse kimseye saldırmıyor, biz kardeşlerimizle, kardeşçe direniyoruz!"
bu direnişin lideridirler.

*

yemekler yapıp yataklar hazırlayarak, direnişçilere evlerini açan anneler, anneneler, babaneler gördük.
giriş katındaki camlarının pervazından çiçekleri kaldırdılar;
yerlerine sirke, süt, limon ve su koydular.
direnişin lideri oldular.

iki gün önce birbirinin boğazına sarılan taraftar gruplarını gördük.
çarşı grubu‘nun Beşiktaş’ta polis işkencesi çektiğini duyan Fenerbahçe ve Galatasaray‘ın taraftar grupları Beşiktaş’a girdi.
hep bir ağızdan "Beşiktaş sen bizim her şeyimizsin!" diye bağırıyorlardı.
bu direnişin lideri onlardır.

*

Osmanbey’de bir halk otobüsü şoförü gördük,
velinimetini, cehennem gibi olan caddenin ortasına yan park ederek polis tomalarının girmesini önledi.
adı mı? adını bilmiyoruz.
ama bu direnişin lideri odur.

her sokaktan, her mahalleden, her şehirden yüz binleri gördük.
ellerinde tavalar, kepçeler, düdükler;
daha güzel bir Türkiye’ye inananların "gayrık yeter!" deyişini gördük.
bir insan, ömründe bundan daha güzel çok az şey görebilir.
bu direnişin tek lideri onlardır.

*

Bağdat Caddesi’nde, 70’lerinde ve elindeki destekle zar zor yürüyen bir kadın gördük.
etrafındakilere "taksim’e kadar yürüyeceğiz değil mi?" diye soruyordu.
provokatör, marjinal grup, çapulcu odur.
bu direnişin lideri odur.

*

ve Ataşehir’de küçük bir market gördük.
içeri genç bir kız girdi. Taksim’i temizleyen direnişçiler için çöp torbası alıyordu; çantasının ucundan Türk bayrağı göründü. marketin sahibi sordu: "taksim’e mi?"
"evet"
"araban var mı?"
"var"
"bekle biraz" dedi.
faraş, kova, eldiven, çöp poşetleri, içecekler.
bir güzel paketlendi.

"bunları da götürür müsün çocuklara? çünkü ben gidemiyorum" dedi.

adını bilmiyoruz; ama bu direnişin lideri odur...

4 haziran gecesi, Antakya direnişinde polis tarafından öldürüldüğü haberi geçen 22 yaşındaki genç.
 Abdullah Cömert.
sonsuza dek bizimle yaşayacaksın. rahat uyu. Deniz, Mahir, Hüseyin, Taylan abilerinle beraber anılacak adın.
bu direnişin lideri odur


1 haziran gecesi Ankara’da polisin gerçek mermisiyle yaralanmış, Ostim İşçisi Ethem Sarısülükhala yaşam savaşı veriyor.
bu direnişin lideri odur"

~~~~~~  kaynak – Via ~ www.eksisozluk.com sitesinden derlenmistir.   ~~~~~~

Beğenmediniz mi ? bakin genç bir dostumuz neler yazmışeksisozluk.com’da ?


gaz atana çiçekle giden bu kadındır.

birbirlerinin seçimlerine saygı duyan şu 
kadınlardır.

tanımadığı insanlarına koşan şu 
kadındır.

anlamayana, sabrını göstererek anlatmaya çalışan şu 
kadındır.

mesleklerine ve ülke insanlarına aşık şu 
kadınlardır.
cesaretiyle herkesi yüreklendiren, şu 
kadındır.

çocuklarını doyuran şu 
kadındır.

kendi bedeni, kendi kararı olan şu 
kadındır.

direnişe giden yolda "yürüyen" şu 
kadındır.

yüzündeki gülümsemeyi tüm ülkeye yayan şu cesaretli 
kadındır. 

annemiz, ablamız, komşumuz olan şu 
kadındır.

en az üç çocuğu doğuracak olan şu 
kadındır.

teorik olan insana, pratikte de insanlık öğreten şu 
kadındır.

gözyaşlarını tutamayan anneannemiz, babaannemiz, komşu teyzemiz şu 
kadındır.

direnişe çok ötelerden dahil olan şu 
insanlardır.

her şeyin konuşmak olmadığını gösteren şu 
adamdır.

her şeyin sevmekle başlayacağını bilen şu
 gençlerdir.

renk ayrımı yapmadan da insanları sevebileceğimi gösteren şu 
adamlardır.

belki de evinde ışık sö
ndüren ben,
belki de twitter
'da yardım rt'leri yapan onlar,
belki de evde yandaş kanalları izlemeyen annen, baban, kardeşindir.

belki de bu direnişin lideri, sensindir be güzel kardeşim!
 
cilekli turta
06.06.2013 12:50

www.eksisozluk.com sitesinden alinmistir.

Gezi Parkı Direnişi'nin Şifreleri



Şimdi biraz ciddi yazacağım iyi dinleyin muhterem cemaat.


Gezi parkı direnişine ve sonrasına TBMM'den CHP,MHP,BDP,AKP hiçbir parti destek olmadı.

BDP eylemleri “Biz ulusalcılarla Türk Bayrağı sallamayız” diyerek kafadan reddetti.
(sıtkı süreyyayı geçiniz kendisi şovmendir). 

MHP "ülkücüler ayaklanmaz" dedi.Hatta Bahçeli “eyleme gitmek isteyen istifasını versin, sosyal meyadan uzak durun” diyerek tabanını tehdit etti, Erdoğanla aynı çizgide durdu.

CHP "biz eylemleri sahiplenmiyoruz halk kafasına göre takılıyor" dedi. Mitingini iptal etti.
TBMM'de yapılan eleştriler sadece polisin güç kullanmasından ötürü oldu.Bunun dışında halkın eylemine haklıdır, doğrudur, meşrudur diyen ben görmedim.

Yani gezi parkı direnişinin siyasi hiçbir ayağı, siyasi desteği YOK.
Peki yapılmak istenen ne? İyi Polis Kötü Polis oynanacak. Erdoğan kötü Polis, Gül iyi Polis.

Yapılmak istenen şu. "Erdoğan’ın miyadı doldu artık iyice deşifre oldu,kimyası bozuldu, süpürülmesi gerek, onun yerine taze kan Gül'ü getirelim, sonra kaldığımız yerden yemeye devam edelim.Yine aynı tas aynı hamam devran yine aynı devran olsun."

Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu "Biz Gül'ü destekleyebiliriz" bile demişti.
Gül kim ? Tayyibin kardeşi, ortağı,yoldaşı.

Son olarak Tayyip ile Gül'ün arasında sadece ve sadece TON farkı vardır.

En azılı tayyip yalakalarının bile bugün çıkıp yandaş mikrofonlara akp gideri yapmasının altında "Tayyip-Gül " oyuncu değişikliği yatıyor.Tabela kaldırıldı. Çıkan Oyuncu Tayyip-Giren oyuncu Gül.
Tayyibin yerine Gül'ü geçirip bu ülkenin bir 10 yılını daha çalmak istiyorlar.
İşte bu gezi parkı direnişinden küresel aktörlerin çıkarmak istedikleri sonuç budur.

Bu bir komplo teorisi değil, sadece bir ön görüdür. Bekleyelim görelim. Oflu Hoca demişti dersiniz.

@OffluHoca

1 Şubat 2012 Çarşamba

Tommie Smith ve John Carlos 'un Hikayesi

       Gençlik ve serdeki hafif anarşistlik... 1968 olimpiyatlarında 200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos'un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posteri yıllarca hayal dünyamızı ve asıl oda duvarlarımızı süslemişti. 

İtiraf ediyorum ki, Aynur Çağlı'nın o muhteşem haberini okuyana kadar aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlete hiç dikkat etmemişim. Adı Peter Norman imiş... 


İşte bu atlet geçen hafta öldü. Haberin ve konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur. 

Gelelim hikayeye... Mexico City'de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış. 

Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman'ın yanına gelerek sormuş:
- İnsan haklarına inanıyor musun?
- Evet, inanıyorum.
- Peki ya Tanrı'ya?
- Bütün kalbimle...

Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış:

- Ben eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin!

İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç adam: Amerika'daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler... Ama nasıl? 

Fikir Norman'dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar, başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne 'İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi'nin kokartını iğneliyor. 

Amerikan milli marşı çalarken plan icra ediliyor ve eylem koyuluyor. Ve tabii (hatırlıyorum) dünya birbirine giriyor. Amerika ayağa kalkıyor. Olimpiyatlar bile gölgede kalıyor, dünya gazeteleri yumrukları havada siyah atletlerin fotoğrafını birinci sayfadan veriyor... 

Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitiriyor. Eylem amacına ulaşmış, Amerika'daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmiştir. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler ama dünya tarihine geçmişlerdir. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş siyahın ilahı haline gelmişlerdir. 

Peki ya Avustralyalı beyaz Peter Norman? Meslektaşım Aynur'un anlattığına göre, Norman'ın da hayatı kararmış. Tommie Smith diyor ki: "Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya'ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği sona erdi." 

Avustralya Devleti Norman'ı ölene kadar affetmemiş ama... Norman intikamını mezara götürmüş: 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıl sonra kırılamamış. 
Ölene kadar süren 'eylem kardeşliği' 

İki amerikalı ve bir Avustralyalı 'lanetli' atletin o gün başlayan 'eylem kardeşliği' ve dostlukları ömür boyu sürmüş. Aradan geçen 38 yıl boyunca, yazışmışlar, buluşmuşlar, görüşmüşler. 

Ta, geçen hafta, Peter Norman evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.
Ve şimdi, yumrukları havada olan o gençlerin yanına iliştirilmiş fotoya iyi bakın:

Melbourne'de yapılan cenaze töreni. 'Onurlu beyaz atlet' Peter Norman'ın tabutu, Tommie Smith (solda) ve John Carlos'un omuzlarında! Üç 'eylem kardeşi' son kez omuz omuza...


alıntıdır.